Sevgililer Günü olarak bildiğimiz 14 Şubat, Lupercalia adıyla kutlanırmış Eski Roma dönemi zamanlarında… Bu özel günde erkekler kavanoz içerisinden kağıt çekerlermiş kura usulû, bu kağıtta ise o gece sevişeceği kadının adı yazarmış bütünüyle şans kararınca. Bu seçim sonucu oluşan çiftler gece birlikte vakit geçirirler, sonrasına ise kendi kararları ile adım atarlarmış hiç bir kural veya zorlama olmadan. Eğer iki taraf da mutlu olduysa ve anlaşıyorlarsa, bu paylaşıma devam ediyorlar ve zaman içerisinde duygusal bir bağ oluşuyormuş. Yani kısacası, Aşk’ın meyvesi yasak elma çürüğü cinsellik değil, Cinselliğin meyvesi içten gelen aşk tutkusu oluveriyor muş o zamanların bu özel gününde, ve bu birliktelikleri Aziz Valentine kutsarmış kilisesinde, kutsallaştırır mış kendince . Yıllar geçtikçe gençlerin bu olaya gösterdiği ilginin artması, ordudaki asker sayısına kötü yönde yansıyınca, dönemin Roma İmparatoru Claudius II bu günü yasaklamış yasaklamasına ama, tarih boyu her yasağın kendi direnişçisini oluşturduğu gibi, Azizimiz Valentine gizliden gölgeye devam etmiş bu geleneğine, insanlar da eşlik etmiş ona elbet… Ne üzücüdür ki Claudius Azizimizi öldürtmüş, gençleri de orduya ve savaşa geri kazandırmıştır…

Şimdi biz Azizimizin öldüğü günü anarken sevgilimizle, bu günü yalnız geçirenlerin sırtını sıvazlıyoruz. Oysa bu gün adabı gereği yalnız başlardı hüzünler, mutlu biterdi günler…

Sevgililer Günü Orjinal Yazıtlarından

“For this was on seynt Volantynys day
Whan euery bryd comyth there to chese his make”

Parlement Of Foules (1382), yazan Geoffrey Chaucer

Ve günümüzden bir şiir…

Sevdiğim
Sevenim,
Bir an için öldüğümü
farz edelim
Ve dağıtılsın organlarımız
sebil niyetine
Gözlerimi taşıyanı
sevebilir misin?
Sana bakıyor diye…

Yusuf Gönenoğlu