Gözlerinde kayan yıldızları özledim ben, dudaklarından dökülen “gecem” kelimesini, yere basmazken ayakların, içime çektiğim kokunu bulur oldum kardelen bakışlı fotoğraflarında. Dudaklarına heveslendim sen fısıldarken şarkını, avucundan su içmek kadar basit kaldı ya şu hayat, gitarın kadar yakın olabilseydim sana diye hayıflanırken izdüşümlerine. Sokak lambalarını kapatasım geliyor, ah şu yıldızlar da olmasa, nasıl titrerdi içim… Şairin dediği gibi, şaşırıp kalmaya ne de istekliyiz, o denli usul dolanıyor parmaklarım saçlarında, o denli puslu susuyoruz bakışmalarımızda. Hani gülümsemek küstahca dudaklarında, sebebi ise “onlar bakıyor, sen yaşıyorsun” gerçekliğine gömülü parmaklarımızın sevişmelerinde saklı… Ve sen her gece’nin yağmuruna misafir, ağlıyorsun pırıl pırıl…