Bir iyilik yapıyorum bu sefer, kimin için bilmiyorum, misâl ki kaldırımlar için, susuyorum. Su içince geçicek cinsten değil bu sefer, sessizliği içiyorum. Sözlerim, ithaf olundukları gözlere kağıt üzerinde, mürekkep lekeleriyle gittiler, göz yaşıyla ıslanıp dağıldılar. Bu seferlik paylaşmak istediklerimse, dört dostumdan kâh eski tozlu kâh yeni mutlu dört ayrı yazım, yazıt, yazı… Hepsinin derdi birbirinden farklı… Kulak verin hıçkırıklarına… Unutmadan, yağmur ve ney’e mâruz kaldım aynı anda, hayatta deri değiştiriyor, şafak 2…

Minel Garaib, hepimizin bildiği dolunayla, Montanada bakışıyor, bunu güncesinde içtenlikle anlatıyor.

Masalcı, hiç bir müneccimin bile hakkında konuşamayacağı bir Giz‘i, küllerin ve ölümün sessizliğine gömüyor.

Zemsiz, her ne kadar Zem’ini bulmuş bir Bizuh olsada, En nihayetinde bana adlı çığlığını “kendi yüreğine küsen fahişenin bacaklarından sızan…” olarak özetliyor…

Maça Kızı, renksizliğe tezat matemlere dair bir çok sorusunu diziyor Soru işareti başlığının altına…