Yeni Zellanda’da bir adamın camiye girip otomatik silahla onlarca insanı öldürmesini başına taktığı kamera ile facebook üzerinden canlı yayımlaması, haber sitelerinin saldırgan ile benzer ideolojilerle haber yapması ve sosyal medyaya sıçraması üzerine düşüncelerimdir.

Giriş olarak okuduğunuz ifade zinciri bile aslında günümüzde din, ideoloji, silah sanayi, teknoloji, haber siteleri, sosyal medya ve oyun dünyası hakkında ne kadar da bilinçsiz ve farkındalıksız bir toplumda yaşadığımızın özetidir. Özellikle olayın son celsede sosyal medyada yer aldığı biçimi, keşmekeşliği kabullenip tek bir günah keçisi üzerine odaklanarak yaşadığımız sistemin kemikleşmiş yapısının her bir parçasının aslında kendi başına birer problem olup birleşerek toksinleştiğini anlamamızı engellemektedir.

Din, Şiddet ve Şefkat

Olay örgüsünü ifade eden haber sitesi sayısı eminim ki çok fazladır, ben özellikle sosyal medyada paylaşıldığı formatına şahit olduğum için gzt.com’un Yeni Zellanda’daki terörist neden canlı yayın yaptı? adlı haberinden yola çıkarak bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Orta doğu temelli İslam dinini günümüz inanç özgürlüğü çerçevesinde Yeni Zellanda’da yaşamak isteyen bireylerin yaşadıkları zorluklar, eminim ki bir Yeni Zellanda’lının Orta Doğu’da kendi inanç özgürlüğünü yaşama konusunda yüzleşeceği problemler ile benzeşmektedir. Günümüz dünyasında çok büyük oranda coğrafya ve çevresel faktörler ile belirlenen din mensupluğu, bilime ve ateizm’e karşı verdiği savaş kadar şiddetli savaşları her daim diğer dinlere de vermiştir. Dünya Ekonomi Formu’nun 25 Şubat 2019’da yayımlanan raporunda yer alan grafik 1975 – 2015 tarihleri arasında dünyada silahlı çatışmalar kapsamında Din temelli çatışmalardaki artışa işaret etmektedir. Grafikte görebileceğiniz gibi din ile ilgisi olmayan silahlı çatışmalardaki azalma, yerini istikrarla yükselen bir din temelli silahlı çatışma ortamına bırakmakta. Raporun haberine ve kendisine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Bu şiddetli uyuşmazlık geçmişi, bugün Avustralyalı bir adamın tam otomatik silah alıp İslam mensubu insanları katletmesi ile tekrarlanmış bulunmakta. Günümüzde bütün dinlerin temelinde yer alan ana düşünce, kültürel farklılıklardan soyutlanarak ele alındığında, ortaya çıkan mesaj Charter for Compassion isimli bir topluluğun anımsatmayı amaçladığı mesaj olarak karşımızda durmaktadır: Şefkat.

İnancın dine dönüşmesi, üzerine milliyetçilik ve manipüle edilmiş diğer pek çok ideoloji eklenince, bireylerin ve kitlelerin böyle radikal noktalara sürüklenmesi neredeyse “doğal” bir sonuç olmaktadır. En basit örnek ile, saldırının yer aldığı kentin adının “ChristChurch” olması sizce konuya bir alt metin ekler mi?

Kamera açısı vs Bakış açısı

Kafaya kamera takmak PUBG’nin icadı değildir. Aksiyon kamerası olarak piyasaya sürülen bu kameralar paraşütçülerden yüzücülere “action” içeren her sürecin kolay kaydedilmesini sağladığı için kullanılmaktadır. Bilim insanı, bu kamera açısını görüp “bunu yapan kişi PUBG’den etkilenmiştir” demekten kaçınmalıdır. “Çok benziyor” üzerinden toplumu etkileyen açıklamalarda bulunmak, gerçek problemleri saptamaya çalışmamak, bilinçli bir şekilde miss-information ve dis-information yaratmak anlamına gelir.

Günümüzde şiddetin canlı yayınlanması ciddi araştırmalara tabii bir konudur. Ancak bu konu, sosyal medya’nın yanında, Irak savaşının BBC kanallarında canlı yayımlanmasına kadar gitmektedir. Bütün bu konulardan soyutlanmış bir biçimde, bireyin şiddeti yayımlamak amacı ile yaptığı görüntü kaydını oyun görüntüsüne benzeterek problemin oyunlardan kaynaklandığını öne sürmek, esas cevaplanması gereken bir dünya sorudan kolay kaçış sağlamaya çabalamaktır.

İnsanlık Tarihi

İnsanlık tarihi ile kol kola giden şiddet ve savaşlar zincirinde Din (ideoloji) ve Silah sanayi’yi değil de, 20 yıldır ulaşılabilir olan bilgisayar oyunlarını problemin kaynağı gören insanlara ufak bir not: şiddete karşı savaşı doğrudan silah üreticisini hedef alarak vermezseniz, iletişim tarihi boyunca “kitaplar / çizgi romanlar / müzikler / filmler / diziler / oyunlar şiddet aşılıyor” sarmalında insanları yanlış yönlendirmiş olursunuz.

1950’lerde çizgi roman’ların şiddet eğilimine sebep olduğu iddia edildi. O zamandan beri, her nesil, kendinden sonra gelen neslin tükettiği ürüne anlam veremedikçe “bu şiddete yol açıyor” şeklinde bir etiket yapıştırdı. Şiddet hep parmakla gösterildi, ama hiç bir silah üreticisi şirket hakkında medyada haber yapılmadı.

Yaşadığımız dünyada “more it bleeds more it leads” ana haber bültenleri dahil, bütün silah içeriklerini oyunlarla birlikte kaldırsanız bile, silah üretilmeye devam ettikçe, kullanılan yerlerde şiddet var olacak, ve öğrenilecektir. Silahsız zamanlarda var olduğu gibi, bu konu da insan psikolojisi, güç ilişkileri, kapitalizm, politik ekonomi vs. bir dünya context‘ler cümbüş halindedir. “Silahlı oyunlar yasaklansın” demekle işin çözüleceğini inananlar,”20 yıl önce oyunlar yokken ki dünya da şiddet ne durumdaydı?” detayıyla ilgilenmekten kaçınmaktadırlar.

Yasaklar ve Çözümler

  1. Şiddetli bilgisayar oyunları ve davranış arasındaki bağlantıya bir kanıt bulunamadı (ScienceDaily 2018).
  2. Bilgisayar oyunları ve şiddet tartışmasına son vermenin zamanı geldi (The Conversation 2018).

Özellikle Amerikan Psikoloji Birliği’nin araştırmasına dair yazılan son söz‘ü, Türkçeye çevirerek yer vermek istiyorum:

Şiddetli bilgisayar oyunlarına maruz kalmak, agresif davranış sergilemenin risk faktörlerinden sadece birisi olduğunu aklımızda tutmalıyız. Zihin hastalıkları, olumsuz çevre koşulları, ve silaha erişebiliyor olmak agresif davranış ve şiddetin risk faktörleri arasındadır

Öte yandan, PUBG oyununun (MetaCritic PUBG) ve diğer pek çok şiddet içerikli oyunun 14+ yaş limiti olduğunu, ve eğer bu oyunları / videolarını 14 yaş altı bir çocuk oynuyor / seyrediyor ise, o noktada sorumlunun ailesi olduğunu da belirtmekte fayda var sanırım. Yani “yasak gelsin” derken, tam olarak hangi yasak eksik ve neye yasak gelsin kısmını netleştirmemek bir başka bilinçsizlik örneğidir.

Bilinçli aileler, bilinçli çocuklar yetiştirmek için güzel / eğitici / silahsız oyunlar temin etme çabasına girseler, bunu kitlesel olarak yapsalar, çocuğun arkadaşları da bunu oynuyor olsa ve onlardan duymuş olsa meselâ, kitle orada olduğu için üreticiler de bu kitleye uygun oyun üretimi yapmaz mı? Elbette böyle bir ortam oluşturulsa bile Christchurch katliamı gibi olaylar yaşanmaya devam edecektir, zira oradaki çatışma oyunlardaki şiddet değil, bir Din çatışmasıdır.

Her yasak, kendi isyancısını doğurur.