Titreyerek beklemeye değerdi o soğukta yalınayak üşümek, ütüsü yeni bitmiş çorabı annenin avuçlarından alıp giymek gibi ısıtırdı içimi seni düşünmek. Bu yüzden dert etmedim tenimdeki seher yeli serinliğini. Bu yüzden çok sevdim gözlerindeki kuyu dibi derinliğini.

Toprağa verilirken ağlamaya başlayan bebek, torbaları kaldıramayan yaşlı amca, ve geri kalan herkesin kalp krizi geçirme ihtimali. Hangisi soğutuyor beni yaşamdan? Aynısı seni bağlıyor mu daha fazla? Ben bu kadar bencil olabileceğimize inanmıyordum.

“Balıkçıdan olur en has meyhaneci,
İyi meze yapacağından değil,
ağlara düşenin acısını en iyi o bildiğinden…”

Belkide yanlış yerde olan ben değilim, bu şehir.