oturdum ayna karşısına, biraz kendime bakmaya. “merhaba” dedim, ne bir hareket, ne bir tebessüm, buz gibi bakmakta karşımdaki, canım sıkıldı… beğenmedim bu tipi. kalktım önce bi bira açtım, birkaç yudumdan sonra şınav çektim bolca, ardından terli vücudumu duşta serinlettim, çıkınca traş oldum çalan zaz – eblouie par la nuit eşliğinde. gerçek hayattan çıkmak gibi geldi yaptığım bu hazırlık, gömleğimi iliklerken bilmem zamandır taktığım aytaşına takıldı gözlerim, belki de şu an rüyaydı, yatınca uyanacaktım… ama uyanmadan önce kendimle konuşacaktım, evet bunu yapacaktım.

tekrar geçtim aynanın karşısına, “ha şöyle, adam gibi ol biraz da, sen kendine saygı duymazken ben sana nasıl saygı duyayım?” dedi kendim bana. ne dese haklıydı şu noktada. en azından cevap vermişti bana, muhabbete başladık usulca. “peki” dedim, “bu muydu senin değer yargın?”, uzunca bir muhabbet başladı bu sorunun olası cevaplarına adir, konuşmalarımız kâh düşünce hızınca, kâh sigara dumanının esintisiz odadaki dağılma hızındaydı, her ikisi de huzurluydu, muhabbetin ucu bucağı sanki yoktu. “bana soru sorarken kimi sorguladığını sakın unutma…” dedi bir ara, ufak bir silkeleme gibi geldi bu bana.

“dışarı çıkmak istiyorum, kendime ufak bir gezinti borcum var” dedim, son dakika aklıma onun bir fotoğrafını çekmek geldi, aldım fotoğraf makinemi, o da benim fotoğraflarımı çekiyordu, “dostluğumuzun ilk fotoğrafı olsun bu” dedi, itiraz etmedim, bunca yıl kendime yabancılığıma itiraz etmemek çok yabancı bir histi kendime, tıpkı aynadaki fotoğraflarımı çekenin bana dair hissettikleri gibi olsa gerek dedim…

kuku geldi sonra, o hiç umursamadı aynadaki kediyi meselâ, yazık dedim kendi kendime, onun gibi kendisi ile barışık olamadan, ondan beter umursamaz olmuşum yıllarca. birden dönüp bana baktı, “hepsi kafanın içinde” diyecekti, demedi, anlamıştım çünki, artık söylemesine gerek kalmadığının farkındaydı…

çok bir şey söylemeye gerek kalmadığını ifade edercesine baktı bana ayna da, çerçevesinin içindeki de… “tanıştığımıza memnun oldum…” dedim, “gerçekten oldun, bunu içimde hissedebiliyorum..” dedi, gülümsedi… yıllar önce bir meleğin benden son dileği geldi aklıma, “kendime mükemmel bakmalıyım gerçekten…”